Cumartesi, 02 Kasım 2013 16:37

Erkan Karaarslan - Che: Bir Sıra Neferi

Yazan 
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Che, Mazeret Aramayanların Komutanıdır

Che için emperyalizme karşı savaş doğal hayatın yoksullar açısından bir gereği ve kaçınılmaz sonucudur. Che bu zorunluluğu kavramıştır. Ve elbette bu savaş her zaman çok güçlü silahlarla yapılmayabilir. Ancak bu durum hiçbir zaman bir mazeret değildir. Bir devrimci açısından değerlendirilebilecek tek kriter bir devrimcinin tek başına kalsa da, elinde hiçbir silahı olmasa da emperyalizme karşı sonun kadar savaşması ve nihayetinde bir devrimci olarak fiziksel varlığının ortadan kalkmasıdır.

 

Elbette Che bu tür bir bilinçle hareket ediyordu ve nefesini verdiği son ana kadar da böyle düşündü. Ancak bir devrimci açısından esas olan tek başına ölmek değil, sonuna kadar mücadele etmek ve bu savaşımın emperyalizme vereceği zararın farkında olabilmektir. Böylesine bir bilinç yıkılmaz bir inançla insanı devrime bağlar; devrimciye coşku veren de budur. Devrimci, devrim yapacağını düşündüğü sürece devrimci kalabilir ve mutlu olabilir. Gerillayı her türlü tuzak karşısında güçlü kılan da bu psikolojidir. Böylesine bir ruh hali açısından bir bedenin fiziksel olarak ortadan kaldırılması devrimci süreç içerisinde devrimi hızlandıran bir aşamadır ve bu aşamadan sonra da mücadele devam eder.

2000 kişilik düşman ordusu, Che’nin gerilla birliğini sardığında O’nun kafasında bu sarsılmaz bilinç vardı. Birliğin en önemli üç militanı bir önceki çarpışmada öldürülmüştü, bir hafta öncesinde ise gerilla birliğinin diğer kolunun yedi üyesi topluca imha edilmişti. Birliğin içerisinde kafası karışık olanlar da vardı; bunlardan biri kaçtı, diğeri tutsak edildi.

Bütün bu olumsuzlar aslında Che için hiçbir anlam ifade etmiyordu. Öldürülüşünden bir gün önce bile günlüğünü yazmaya ve yol göstermeye devam etti.

Che’yi bugüne bir efsane olarak taşıyan ve tüm mazlum milletlerin devrimcileri için öğretici bir sembol haline getiren nokta tam da Che’nin böylesine bir sınavda ortaya koyduğu kusursuzluğudur.

Che’ye bu misyonu kimse yüklemedi. Başarılı bir devrimin ardından Küba’yı bir günde terk edip, hiç bilmediği bir ülke olan Kongo’ya askeri danışman olarak gitmesi. Ardından da Bolivya’daki gerilla günleri… Muzaffer bir devrimin en tepesindeki yöneticilerden biriyken, Birleşmiş Milletler’de Küba adına askerce bir konuşma yaptı ve “Gerekli gördüğüm anda bu Latin Amerika ülkelerinin birisinin özgürlüğü için, karşılığında kimseden bir şey talep etmeden tereddütsüzce hayatımı veririm” dedi.

Che, Afrika’ya gitmese, Bolivya’da çarpışmasa Küba Devrimi’nde ortaya koyduğu nice kahramanlıklarla bugün yine de hatırlanacaktı. Ancak çok kısa sürede verdiği bir kararla Fidel’den izin istedi; Fidel’e, ailesine ve çocuklarına bir mektup yazarak Küba’dan ayrıldı.

Che’yi bugün bir kahraman haline getiren ve O’nu efsaneleştiren de O’nun dünyanın en diplomatik arenasında verdiği sözü tutması ve Latin Amerika ülkelerinden birisinin özgürlüğü için tereddütsüzce hayatını vermesi olmuştur.

Apoletleri Atmak

Che, Küba Devrimi’nin askeri ve siyasi önderlerinin başında gelmesine rağmen kafasında başından beri tasarladığı kıtasal devrim stratejisi gereği apoletlerinden vazgeçmesini bilmişti. O, klasik bir bürokrat değil, devrimciydi.

Bu yüzden Bolivya’ya bir bakan olarak çarpışmaya gitti. Pazar günleri gönüllü olarak tarlalarda çalıştı. El arabasıyla çimento torbaları taşıdı. Che bütün bu unvanların ve makamların kendisine halkı tarafından hizmetlerinin karşılığı olarak verildiğinin de farkındaydı. Kendini halkına karşı borçlu olarak görmenin yarattığı doğal davranışlardı bunlar.

Hiç kimse de garipsemedi. Che zaten sıradan bir insandı. Bakan olduğu zaman bile. Bu sıradanlığa uygun biçimde davranmanın dışında birşey yapmıyordu. Sıradanlık, halkın içinde erime O’nun karakterinde olan şeylerdi zaten.

Che’yi Che yapan başarılı bir devrimin yöneticisi ve uygulayıcısı olmasının ötesinde; tam da bu evrensel bilincin Che’ye dayatmış olduğu sorumlulukları eksiksiz bir biçimde uygulaması oldu.

Kendisi bu bilinçle hareket ederken, ortaya koyduğu söylevlerle de bu fikrin örgütleyicisi oldu. Vietnam’da Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı değerlendirirken, Vietnam halkının acılarını bir Vietnamlı kadar hissetmeyenleri vicdansızlıkla suçladı.

“Bugün dünyanın tüm ilerici güçlerinin Vietnam halkıyla dayanışması, Roma arenalarında gladyatörleri alkışlayan pleplerin acı ironisine benzemektedir. Sorun, saldırının kurbanına başarı dileklerini iletmek değil, onun kaderini paylaşmaktır. Zaferde ya da ölümde onunla olmaktır” diyordu Tricontinental toplantısında. Konuşmanın yapıldığı tarih 1965’ti ve Che bundan sonraki kişisel yönelimini deklere ediyordu.

3 Aralık 1965’de Ramon kod ismi ve Küba’dan 12 yoldaşıyla Bolivya’ya geçerken bu sözü yerine getirmiş olmanın verdiği büyük onuru taşıyordu üzerinde.

İrade, Cesaret, Fedakârlık

Artık Che yaşayan bir efsane haline geldi. Böylesine bir efsanevi karakterin temelinde elbette çok büyük bir devrimci irade, cesaret ve fedakârlık azmi vardı. Che, devrimci mücadeleyi her şeyin üzerinde tutuyordu. Bütünüyle içselleştirilmiş böylesine politik bir bilinç, devrimcinin yaşamındaki dönüşümleri ve kararları çok kısa bir sürece sığdırabilir.

Öylesine ki, Fidel’le Meksika’da tanıştıktan sadece iki saat sonra Granma’daki yoldaşlardan birisiydi artık. Bir çarpışmanın en kritik anında ilaç kutusunu bırakarak eline silah almış, doktorluğun yerine gerilla olmayı tercih edebilmişti. Fidel, Che’yi Latin devriminin en fedakâr ve gözüpek savaşçılarından biri olarak tanımlarken, Che’nin en kritik anlarda böylesine radikal kararlar alabildiğine vurgu yapıyordu.

Che’nin iradesi, en zor çarpışmalarda bile Che’nin düşmanın karşısına yıkılmaz bir kale olarak çıkmasını sağlamış, O’nu gerilla açısından tartışılmaz bir örnek haline getirmiştir. Che bütün bu gerilla sürecinde belalı bir astım hastalığıyla da boğuşmaktadır. Ancak en zor anlarda bile vücudunu kemiren bu hastalığa teslim olmamış ve yoluna devam edebilmiştir.

Che’nin iradesiyle cesareti ayrılmaz bir bütünlük oluşturur. Che her çarpışmada en önde savaşmış, bir komutan olarak savaşçılarına örnek olmuştur. O’nun cesareti devrimci bilinciyle kaynaşmıştır. Bu cesaret bir taraftan Küba ordusunu küçük bir gerilla birliğiyle bozguna uğratacağına Che’yi emin kılmaktadır. Aynı zamanda ardındaki gerillalara da büyük bir moral ve güven vermektedir.

Che bir kahraman haline gelmişken bile mütevazılığını terk etmemiştir. Günlüklerinde kendisini devrimin sıradan bir militanı olarak anlatır. Sürekli olarak yoldaşlarından bahseder, onları yüceltir. Kendisini hiçbir biçimde ortaya koymaz. Che’nin anlattıklarında yoldaşların kahramanlıkları en ince ayrıntılarına kadar anlatılır ve bu kahramanlıklar onu ortaya koyanlarla birlikte isim isim anılır. Örneğin Küba’daki yoldaşı Camillo’dan Küba Devrimi’nin en yiğit savaşçısı, en ileri militanı olarak bahseder. Daha nice arkadaşının isimlerini vererek, onların koydukları katkıyı anlatır. Ancak bütün bunları anlatırken kendisini hep dışarıda tutmuş, kendisi hakkındaki tüm değerlendirmeyi yoldaşlarına bırakmıştır.

Emperyalizme Karşı Topyekün Savaş

Che açısından Küba’da, daha sonra da Bolivya’da verilen gerilla mücadelesi kıtasal devrim hareketinin ancak bir parçası olduğu sürece anlamlıdır. Esas olan emperyalizmle cephe savaşı vererek onu yıpratmak ve dünya çapında verilen ortak mücadelelerle emperyalizmi tamamen ortadan kaldırmaktır.

Kıtasal devrim tezini ortaya koyarken bu düşünceyle hareket etmektedir. Bolivya’da gerilla mücadelesi verirken sürekli olarak Perulu gerillalarla haberleşmekte, Venezüella ve Brezilya gibi komşu ülkelerdeki devrimci hareketleri yakından takip etmektedir. Bolivya için bir değerlendirme yaparken Bolivya’nın Küba’nın coğrafi konumundan farklı olarak karadan sınırlarının bulunduğunu, Bolivya’daki devrimci hareket yükseldikçe Amerika’nın Bolivya’ya yönelik tecrit ve imha politikalarının artacağını söylemektedir. Yapılması gereken komşu ülkelerdeki devrimci hareketlerin sonuna kadar desteklenmesi ve emperyalizme karşı cephenin mümkün olduğunca genişletilmesidir.

Che, savunma mevzisi içinde kalmaya alışan bir devrimci hareketin eninde sonunda yenilmeye mahkum olduğunu görüyordu. Hem fiili olarak verdiği gerilla mücadelesiyle, hem de ürettiği politik yazılarla ezilen dünya uluslarını ellerine silah almaya çağıran tavrıyla buna öncülük etmiştir.

Che elbette böyle bir çağrı yaparken tarihin her döneminde olduğu gibi emperyalizmin elindeki silahların çok güçlü olduğunu vurgulayarak umutsuzluk aşılayan itirazlarla da karşılaşıyordu. Ancak Che açısından emperyalizmin elindeki silahların güçlü olduğunu belirlemek bir tespitin ötesine geçmiyordu. Che, her zaman için devrimcilerin ideolojik motivasyonuna vurgu yapmıştır. O’na göre çelikleşmiş bir irade, bu iredeyle birlikte oluşan bir bilinç ve uygun taktikler her zaman daha belirleyicidir. Vietnam için konuşurken Amerikan ordusunun moralini bozarak yenebileceklerini vurgulamıştır.

Moral bozmanın yöntemi ise bellidir. Askeri açıdan düşmanı sürekli bir kuşatma ve tedirginlik içinde tutabilmek.

Kaçınılmaz Bir Son: Savaş

Che’ye göre insanlığın, emperyalistlerin savaş tehdidiyle yaptıkları şantaja cevabı savaştan korkmamak olmalıdır. Halkın genel taktiği, çatışmanın olduğu her yerde çatışmanın içinde yer almak, sürekli ve kararlılıkla düşmana saldırmak olmalıdır.

Bir devrimci açısından savaşı ayrı bir olgu olarak ele almanın çok da fazla bir anlamı yoktur. Emperyalizm doğası gereği saldırgandır ve ezilen ulusları kendi istediği yörüngeye oturtabilmek ister. Devrimci ise gene doğası gereği bu saldırganlığa karşı koyar, bu onu devrimci yapan düşüncedir. Bu iki farklı kaygı süreç içerisinde çatışma noktasına gelecektir, bundan kaçış yoktur. Che’yi bir insan olarak cesaretli kılan ve ona güç veren de bu düşüncedir: Madem ki savaş olacak, benim belirlediğim yerde ve şekilde olsun. Che savaşın kaçınılmazlığının farkındadır.

Savaş, düşman onu nereye götürüyorsa oraya kadar götürülmelidir: onun evine, eğlence yerlerine; topyekün savaşa. Düşmana kışlalarının dışında ve hatta içinde bile rahat edebileceği bir an, barışçıl bir an bile bırakılmamalı; nerede bulunuyorsa ona saldırmalı, geçeceği her yerde ona kapana kısılmış bir hayvan hissi vermelidir. O zaman, onun morali bozulmaya başlayacak ve gittikçe daha fazla hayvanlaşacaktur. Bu ise çöküşün belirtileridir.

Ancak Che verilecek mücadelenin kısa sürede neticeye ulaşmayacağının da bilincindedir ve verilecek bu cephe savaşının uzun vadeli olduğunu bilmektedir. Savaşın kaçınılmazlığı ve acımasızlığı üzerine özellikle vurgu yapar ve şöyle seslenir:

“Savaş gelip çattığında, kimse onu yumuşatırım diye kendini kandırmasın ve kimse halkı, savaşın sonuçlarının verdiği korkuyla, savaşa cesaretlendirmekle duraksamasın. Bu neredeyse tek zafer umududur.”

Kübalı 82 devrimcinin donanımlı ve Amerikan destekli bir orduya karşı kazandığı zaferin temelinde Che’nin kafasındaki bu bilinç vardır. Bu bilinç, O’nu savaşta daha da cesaretlendirir ve daha ileri bir cephede savaşmasına yardımcı olur. Bu savaşta yıkım vardır, ölüm vardır, gözyaşı ve kan vardır. Ancak teslimiyet durumunda bunların çok daha ağırı olacak ve halklara çok daha büyük bedeller ödetilecektir. Bu gerçekliği kavramak devrimcinin ilk bilinç sıçramasıdır. Che vicdanıyla bilincini bu kadar rahat bir biçimde birleştirebildiği için düşmana büyük bedeller ödetmiştir.

Bu durum Che açısından son derece normaldir, ortaya koyduğu fedakârlığı gene mütevazı bir biçimde ifade eder:

“İnsanlığın kaderi tehlikedeyse, bir insanın ya da bir halkın maruz kaldığı tehlikeler ya da özveriler ne ifade eder ki.”

Che: Bir Sıra Neferi

Che, bütün bunları söylerken ve yazarken bir sıra neferidir. Elinde silahıyla bu sözleri söylemektedir. Soyut bir teori değil, hayatı ve gerçeğin kendisini yaratmaktadır. Che açısından bu mücadelede en utanç verici durum korkak biri olarak arka saflarda yer almak ve ön cephede mücadele edememektir. Che’nin tüm varlığı emperyalizme en kısa yoldan ve en ağır biçimde nasıl zarar verilebileceği üzerine kuruludur.

Şiddet kullanma emperyalist haydutları ikna edebilecek en etkili silahtır, gerilla şiddet uygulayabilir; halkın emperyalizme karşı duyduğu kin ve nefreti örgütleyebilir. Gerilla vurucu güçtür, halkın asalaklardan hesap sormasıdır. Gerilla halkların tarihsel bir intikamıdır. Bu yüzden gerilla olmuştur. Gerilla olmaya karar verdikten sonra Latin Amerika halkları için yapılabilecek çok şey olduğuna karar vermiştir. Bu yüzden sorumluluk almıştır, üst düzey bir gerilla olmuştur. Uzlaşmayacağı tek konu elde silahla savaşmaktır. Onu da fiziksel varlığı sona erene kadar devam ettirmiş, ele geçirilmeden önce sonuna kadar silahlı çatışmayı devam ettirmiştir.

Che’nin öldürülmesinin üzerinden yaklaşık 40 yıl geçti. Ama aradan geçen yıllar Che efsanesini her geçen gün biraz daha arttırıyor. Che bugün dünyanın dört bir yanında emperyalizme karşı savaşan devrimcileri birleştiren en önemli isim. Che’nin emperyalizmle savaş daveti öylesine güçlü bir davet ki, dünyanın en ücra köşelerindeki insanlar bile bu çağrıya yanıt verebiliyorlar.

Che’nin katledilişinin ardından bu kadar sene geçmesine rağmen hâlâ unutulmamıştır; çünkü Che’yi yaratan koşullar hâlâ aynıdır. Emperyalizm bugün de dünya çapında saldırmaya devam etmektedir.

Che tam anlamıyla bir ezilen dünya gerçeğidir. Yaşamındaki canlıklıkla, hareketle ve bilinciyle ezilen dünyanın gerçeğidir. Ölüsündeki işkence, horlanma, emperyalistlerin nefreti ama tavizsizlikle ezilen dünyanın gerçeği!

Che’nin fiziki varlığını ortadan kaldıran emperyalizm tüm ezilenlere ve yoksullara Che’nin gözü açık cesediyle korkutucu bir mesaj vermektedir.

Hayatı boyunca emperyalizmle bir an olsun uzlaşmadan ona karşı savaşan, Küba’da başlayıp Kongo ve Bolivya’ya uzanan bir anti-emperyalist direniş geleneğinin tekrar canlandırılması, Che’nin tekrar bayraklaştırılması hem bizlerin Che’nin mücadelesine hem de tarihe karşı sorumluluğumuzdur.

Emperyalizm var olduğu sürece devrimcilere rahat etme hakkı yoktur. Che’yi hatırlamak bugün de devrimciyle emperyalist haydut arasındaki uzlaşmaz çelişkiyi kavramakla mümkündür.

Emperyalizme karşı direniş günümüzün en büyük gerçekliğidir ve Che bu gerçekliğin temsilcisidir. Che’nin Kübası hâlâ emperyalizme karşı direniyorken, Chavez’den Morales’e Amerikan emperyalizmine karşı birçok yerde kafa tutuluyorken devrimcilerin görevi Che’nin tamamlanmamış kıtasal devrimini dünya çapına taşımak ve hiç durup dinlenmeksizin emperyalizmle sonuna kadar savaşmaktır.

(Erkan Karaarslan, TÜRKSOLU, sayı 117, 2 Ekim 2006)

 

Okunma 137573 defa
Bu kategoriden diğerleri: Fidel CASTRO - Che gibi olsunlar! »

756 yorum

  • Yorum Linki Annie Perşembe, 23 Mart 2017 04:12 yazan Annie

    Additional, industrial demand for gold particularly in the
    electronics trade is expected to spice up market growth in Asia Pacific.

  • Yorum Linki Finlay Perşembe, 23 Mart 2017 04:12 yazan Finlay

    Since I 'came out' (properly, who likes to confess they've painful
    gastric ulcers anyplace between their tongue
    and their tail) I've had all of them. I know
    folks mean well, however forgive me when I do not laugh - it would cause me ache.

  • Yorum Linki Hayden Perşembe, 23 Mart 2017 04:09 yazan Hayden

    Boucheron gathered around him a team of fine designers and craftsmen to
    execute his work.

  • Yorum Linki Sima Perşembe, 23 Mart 2017 04:00 yazan Sima

    In Yemen, WFP hopes to develop a nationwide college feeding initiative.

  • Yorum Linki Kristen Perşembe, 23 Mart 2017 03:58 yazan Kristen

    As quickly as the solder liquefies, remove the warmth and allow the
    jump ring to cool. As quickly as it's cool,
    place it within the pickle bathtub to remove any oxidation.

  • Yorum Linki Carlos Perşembe, 23 Mart 2017 03:57 yazan Carlos

    Any ideas about the classic of this piece?

  • Yorum Linki Doreen Perşembe, 23 Mart 2017 03:56 yazan Doreen

    However for an actual style of Malta's conventional market, a visit to the Marsaxlokk fish market in the old fishing village is imperative, where greens
    and fresh fish, as well as traditional souvenirs and crafts
    of Malta are on sale every Sunday.

  • Yorum Linki Darby Perşembe, 23 Mart 2017 03:55 yazan Darby

    Fraser Hart has forty two shops throughout the UK, providing a variety of lovely jewellery, beautiful diamonds and designer watches.

  • Yorum Linki Isobel Perşembe, 23 Mart 2017 03:51 yazan Isobel

    Christabelle Chiam is the creator of Web dating love ideas for the new and curious.

  • Yorum Linki Jesus Perşembe, 23 Mart 2017 03:44 yazan Jesus

    The allergy sufferer's jewelry field could be just as well stocked as that of the
    non-sufferer.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.