Perşembe, 06 Mart 2014 11:40

Yasin Yetişgen - Dünya halklarının kahramanı; CHE / ÇOBAN ATEŞİ

Yazan 
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Bundan dolayı sistem düşüncelerinden ve eylemlerinden rahatsız olduğu Che’yi maddi olarak ortadan kaldırdı ama düşüncelerini ve eylemlerini yok edemedi. Onu da popüler kültürün etkisi altına alarak yoketmeye çalışıyor. 

Ernesto Che Guevara ölümünün 40. yılında, ezilen, sömürülen halkların hala kahramanı olmaya devam ediyor. Latin Amerika’da en az İsa kadar ünlüdür Che. Bütün dünyadaki ünü İsa’nında önünde gelir komutan Ernesto’nun. Çünkü İsa sadece Hristiyan halkların idolü. Che ise bütün dünyadaki ezilen, yoksul emekçilerin idolüdür. Filistin, Kürdistan, Türkiye, Asya, Afrika, Latin Amerika, Avrupa hatta Kuzey Amerika ezilen yoksul emekçi insanlarına ilham kaynağı olmuştur.

Che ne yaptı da bütün dünya halklarının yani sağcısıyla solcusunun, İslamcı’sıyla Hıristiyan’ının saygı duyduğu, önünde eğildiği ve örnek aldığı bir insan haline geldi. Onun, kapitalizm içerisinde az da olsa gelecek vaad eden bir mesleği (doktorluk) varken başka bir halkın kurtuluşu için savaşması. Che’yi efsane yapan özelliği esas olarak bu değildir. Bunun yanında Che’nin kendi devriminden ve Küba’da rahat sayılabilecek bir yaşamdan vazgeçerek Bolivya halkının kurtuluşu için savaşmasıdır. Bundan dolayıdır ki Che enternasyonalizmin en önemli simgelerinden birisi haline gelmiştir.

 Mücadelede yeni bir dönemin adıydı; CHE Ernesto

Che Guevara, Küba Devrimi’nin ardından oluşturulan hükümette sırasıyla Milli Tarım Reformu Enstitüsü, 26 Kasım'da da Küba Milli Bankası Başkanlığı’na, 23 Şubat 1961’de Sanayi Bakanlığı yaptı. Bunlar Che’ye yetmedi. Geri kalmış ülkeleri geziye çıktığında içinde sessiz bekleyen mücadeleci ruhu yeniden canlanır. Küba’daki bütün görevlerini bırakarak Bolivya halkının kurtuluşu için yeniden dağlara çıkar. İşte Che’nin bu davranışı dünya devrim hareketi adına yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Dünyanın birçok yerinde birçok devrimci onun izinden gitti veya gitmeye çalıştı. Bunun en somut örnekleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’dır. Filistin’de yaşamını yitiren Teğmen Ali ve Mustafa Çelik’tir. Ve daha niceleri… Kendi dışındaki halkların hakları içinde mücadele ettiler, yaşamlarını feda ettiler. İşte Ernesto Che Guevara bu yeni çığırı açan devrimci olduğu için herkes ona saygı duyuyor. Herhangi bir sebepten dolayı muhalif duruma düşen, birey, grup, hareket, parti ve özellikle de gençliğin ilham aldığı en önemli kaynaktır CHE.

 

CHE’nin anlayışını yok edemeyen emperyalizm onu popüler kültürün parçası haline getiriyor

Ernesto Che Guevara ölümünün üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen Che halen ezilen, sömürülen halkların ilham kaynağı durumundadır. Che’nin hayata bakışı, pratiği, ilkeleri hala birçok mücadeleye yol göstermektedir. Ernesto Che Guevara’nın bedenini alan emperyalist ve işbirlikçi güçler onun dünya görüşünü, ilkelerini yok edememiştir. Bu değeri yok edemeyen sistem her zamanki yaptığı gibi onu kendi çıkarları doğrultusunda ticari bir metaya dönüştürmeye başladı. Dünyada sadece Che’nin resmi bulunan tişört, yıldızlı bere vb. ürünleri pazarlayan onlarca şirket bulunmaktadır. Tüketim kültürünün bir sonucu olan popüler kültürün içerisine sokulmaya çalışılıyor Che. Dünyada yüzbinlerce insan, Che’nin resimlerinin bulunduğu tişörtleri giyiyor. Bu kalabalığın büyük bir oranının da resimli tişörtünü giydiği Che’nin adını bilmenin ötesinde onun yaşamı ve savundukları konusunda hiçbir fikirlerinin olmamasıdır.. Emperyalist-kapitalist sistemin, Che’yi popüler kültürün bir parçası haline getirmekteki amacı Ernesto Che Guevara’yı basitleştirmektir.

Milliyet Gazetesi’nde Che’nin popüler kültürün bir parçası olmasını bakın Türkiye’deki kimi aydınlar nasıl değerlendiriyor.

 Cengiz Çandar (Gazeteci)

"Che"nin popüler kültür figürü olmasını olağan karşılıyorum. Pop Art çağımızın bir gerçeği. "Che"nin son yıllarında Andy Warhol tarafından zaten başlatılmıştı. Andy Warhol devrimci bir isim olarak bilinir. Marilyn Monroe'nun yanı sıra Mao portresiyle özellikle ün yapmıştır. Andy Warhol'un açtığı çığırda, bugün "Che"nin tişörtler ve kabartmalarla popüler sanatın bir parçası olmasında garipsenecek bir yan görmüyorum.

Elif Şafak (Yazar)

Kapitalist sisteme karşı olan bir adamın gene kapitalist sistem tarafından alınıp ticarileştirilmesi ironik gelebilir. Ama Che'nin popüler kültür figürü olması kaçınılmazdı. Beni rahatsız etmiyor bu durum. O posterler, yüzükler, kolyeler, tişörtler sayesinde bir yandan metalaştırılıyor belki. Ama bir yandan da bu sayede ölümsüzlük kazanıyor.

Murat Belge (Yazar)

Che pek çok insana sevimli geliyor. Kendini sosyalist olarak görmeyenlere dahi. Çünkü o popüler bir ikon. Bunu bir tür devrim romantizmi olarak tanımlayabiliriz. Ben Che'nin popüler kültür figürü haline gelme konusunda "Vah vah Guevara böyle bir şeyi hak etmiyor" diye düşünmüyorum. Böyle olması sağlığında ve ölümünde yarattığı ilgiye uygun bence. 

Ertuğrul Kürkçü (Yazar)

Che'nin Türkiye'de bir "popüler ikon" olduğunu, "alt kültür" grupları için bile bir ikon sayıldığını sanmıyorum. Dünyanın Latin Amerika dışında başka yerlerinde de Che daha çok alt kültür grupları için bir ikon sayılır. O Marilyn Monroe, James Dean ya da Madonna türü bir ikon hiç değil. Latin Amerika'daysa herhalde ondan popüler olan tek figür İsa'dır. Che imgesiyle, her yerde, her zaman bir itirazı olan, bir şeyi protesto edenler özdeşleşirler. Onun imgesinin ima ettikleri kuşağımızla, iki kuşak sonrasının itirazlarını birbirine bağlayabilen tek anlamlı dolayım. O nedenle ben bu "popülerlik"ten hiç şikayetçi değilim. 

Evet, Türkiye’deki kimi aydın ve siyasetçiler böyle düşünüyor. Hadi gene Bilderberg toplantılarının sonuncusuna katılan Cengiz Çandar’ı, popüler kültürün ürünü ve temsilcisi olan Elif Şafak’ı, liberal olan Murat Belgeyi anlıyoruz. Onlar zaten püpüler kültürün yaratılmasının hem bir parçasıdırlar hem de Türkiye’deki fikir adamlarıdır. Ama ya sosyalist olan Ertuğrul Kürkçü’nün popüler kültürden rahatsız olmamasını nasıl yorumlamalıyız.

Popüler kültür, kısa sürede ortaya çıkan ve kısa sürede tüketilen, halklar ve toplumlarda bilinç bulanıklığına yol açan emperyalist-kapitalist sistemin ekonomik ve siyasal yapısının üst yapısıdır. Kısacası kullan-at popüler kültürün ana temasıdır. Bundan dolayı sistem düşüncelerinden ve eylemlerinden rahatsız olduğu Che’yi maddi olarak ortadan kaldırdı ama düşüncelerini ve eylemlerini yok edemedi. Onu da popüler kültürün etkisi altına alarak yoketmeye çalışıyor. Bu anlamıyla popülerlikten şikayetçi olmama aynı zamanda emperyalist-kapitalist sistemin üst yapısı olan popüler (kullan–at) kültüre de karşı çıkmamayı getirir.

ERNESTO CHE GUEVARA

Ernesto Che Guevara 14 Haziran Çarşamba günü Arjantin'in önemli şehirlerinden Rosario'da doğdu.

Che henüz iki yaşında iken ilk astım krizine yakalandı. Sierra Maestra'da Batista ordularına karşı savaşırken Che'ye zorlu dakikalar yaşatan bu hastalık, Bolivya ormanlarında Barrientos'un askerleri tarafından vuruluncaya kadar yakasını bırakmadı.

Yüksek mühendis olan babası Ernesto Guevara Lynch, İrlanda asıllı bir aileden, annesi Clia dela Sena ise İrlandalı-İspanyol karışımı bir aileden geliyordu. Che üç yaşında iken ailesi Buenos Aires'e yerleşti. Daha sonraları astım krizlerinden dolayı Che'nin durumu daha da kötüleşti. Doktorlar tedavisinin çok güç olduğunu, mutlaka iklim değiştirmesi gerektiğini söylediler. Böylece Guevara ailesi yeniden göç etti. Cordoba'ya yerleştiler.

Guevara ailesi tipik bir burjuva ailesi idi. Politik eğilimleri itibarıyle de sola açık liberal olarak tanınırlardı. İspanya iç savaşında açıkça cumhuriyetçileri desteklemişlerdi. Zamanla maddi durumları bozuldu. Che, eğitim bakanlığına bağlı Dean Funes Lisesi’ne başladı. Okulda İngilizce eğitim yapılırken, annesinden de Fransızca öğreniyordu. Daha on dört yaşındayken Freud'un kitaplarını okumaya başlayan Che, Fransızca şiirlere bayılırdı. Baudelaire'e karşı büyük bir tutkusu vardı. On altı yaşında ise Neruda'ya hayran olmuştu.

Guevara ailesi, 1944 yılında Buenos Aieres'e göçtü. Durumları iyiden iyiye bozulmuştu. Che, bir yandan öğrenimine devam ederken bir yandan da çalışıyordu. Tıp fakültesine yazıldı. Fakültedeki ilk yıllarında Arjantin'in kuzey ve batı bölgelerini baştan başa dolaşmış, buralardaki orman köylerinde cüzzam ve tropikal hastalıklar üzerinde çalışmalar yapmıştı.

Son sınıfta iken Che, arkadaşı Alberto Granadas ile bütün Latin Amerika'yı içine alan bir motosiklet turuna çıktı. Bu tur ona, Latin Amerika'nın sömürülen köylülerini yakından tanıma fırsatı verdi. Che, 1953 yılının Mart ayında üniversiteyi bitirmiş doktor olmuştu. Venezuella'daki cüzzam kolonisinde çalışmak üzere anlaşmıştı. Buraya gitmek için çıktığı yolculuğu sırasında Peru'ya da uğradı. Orada yerliler hakkında daha önce yayınlanmış bir incelemesi yüzünden tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Hapisten çıktıktan sonra Ekvator'da birkaç gün kaldı. Burada Ricardo Rojo adında bir avukatla tanışması hayatının dönüm noktası oldu. Che, Venezulla'ya gitmekten vazgeçip, Ricardo Rojo ile birlikte Guetamala'ya gitti. Devrimci Arbenz Hükümeti sağcı bir darbe ile devrilince Arjantin büyük elçiliğine sığındı. İlk fırsatta ihtilalcilerin safına katıldı. Faaliyetlerinden dolayı elçilik binasından çıkartıldı. Guetamala'da kalması tehlikeli bir durum alınca Meksika'ya gitti. Ernesto, Guatemala'da birçok Kübalı sürgün ve Fidel Castro'nun kardeşi Raul ile karşılaşmıştı. Meksika'ya geçtiğinde ise Fidel Castro ve arkadaşları ile tanışarak Küba devrimcileri safında yer aldı. Daha sonra Granma gemisiyle Küba'ya hareket etti ve savaşın sonuna kadar en ön safta yer aldı.

Devrim sonrasında Binbaşı Ernesto Che Guevara Havana'nın la Cabana Kalesi'nin komutanlığına getirildi.1959 yılında Küba vatandaşı ilan edildi . Bir süre sonra silah arkadaşı Aleida March ile evlendi. 7 Ekim 1959'da Milli Tarım Reformu Enstitüsü Başkanlığı’na atandı. 26 Kasım'da da Küba Milli Bankası başkanlığına getirildi. Böylece Che ülkenin mali işlerini yüklenmiş oluyordu.

23 Şubat 1961'de Küba Devrim Hükümeti bir sanayi bakanlığı kurarak Che'yi bunun başına getirdi. Ancak Playa Giran çatışması sırasında, tekrar kale komutanlığı görevine getirildi. Daha sonra az gelişmiş ülkelere çeşitli seyahatlar yapan Che, sömürülen halkları ve emperyalistleri daha yakından tanıma fırsatı buldu. Bu durum Che'nin savaşcı yanının tekrar canlanmasına yol açtı.

Artık başka Latin Amerika ülkelerine gidip halkları örgütlemesi gerektiği kararını vermişti.1965 Eylül'ünde bilinmeyen ülkelere doğru yola çıktı. 3 Ekim 1965'de Fidel Castro, Che'nin ünlü veda mektubunu Küba halkına okudu.

 

...Ve ölüm Che'yi Bolivya'da Higueras yakınlarında yakaladı. Barrientos'un askerleri O'nu 7 Ekim 1967 gecesi Hieguras yakınlarında kıstırdılar. Bacağından ağır bir yara aldı ve Hieguras'da bir okula hapsedildi. Kimsenin karşısında eğilmedi. Ve 9 Ekim günü Barrientos'un kiralık katillerinden Mario Turan'ın dokuz kurşunuyla can verdi.

Kaynak:

http://www.mesop.net/osd/?app=izctrl&archiv=220&izseq=izartikel&artid=603

 

Okunma 1852261 defa

4760 yorum

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.